ANA SAYFA
4. SINIF BELGELERİ
5. SINIF BELGELERİ
6. SINIF BELGELERİ
7. SINIF BELGELERİ
8. SINIF BELGELERİ
İNTERAKTİF BULMACALAR
DİN KÜLTÜRÜ AFİŞLER
SİSTEMDEN ÇIKIŞ
Ana Menu
 
Ana Sayfa
Afişler
Anlat(a)biliyorum
Büyük Risk
Din Dersi Siteleri
Din Kültürü
Dosyalar
Downloads
Dua Ayeteri
Efendimizin Ahlakı
Efendimizin Hayatı
E-Kabul Oyunu
Esmaül Hüsna
Flash Dosyalar 4
Flash Dosyalar 5
Flash Dosyalar 6
Flash Dosyalar 7
Flash Dosyalar 8
Güzel Sözler
İnteraktif Bulmaca
Peygamberler Tarihi
Sınavlar
Tanıyalım
Teog Ders Notları
Teog Sorular
Bizi Tavsiye Et
İletişim
Hesabınız
Sistemden Çıkış
Tavsiye Linkler
 
  MEB
  EBA
  E-Okul
  Mebbis
  E-Devlet
  Egitim.gov.tr
  Meb Mevzuat
  Tebliğler Dergisi
  Öğretim Programları
  E-Mevzuat
  Resmi Gazete
  Ölçme Değerlendirme
  Diyanet İşleri Başk.
  Diyanet Mushaf
  Diyanet Kuran
  Diyanet Namaz
  Kuran Meali
  OSYM Gis
  OSYM
  Augis
  Türk Dil Kurumu
HZ. PEYGAMBER (SAV)'İN ÖRNEK AHLAKI
HZ. PEYGAMBER (SAV)'İN ÖRNEK AHLAKI
Hz. Peygamber Devri Kronolojisi
Mekke Dönemi
/ Medine Dönemi

PEYGAMBERİMİZİN ŞÜKRÜ

  • Peygamberimiz, felâket ve musibetlere karşı sabrederken, bir lütuf ve nimete kavuştuğu zaman da şükrederdi. Zaten onun her hali şükür üzerineydi. Hiçbir meseleden dolayı şikâyet ettiği, insanlara dert yandığı görülmemişti. Çok ağır hastalıklara yakalandığında bile devamlı şükür içinde bulunurdu.
  • Hz. Âişe anlatıyor:
  • "Resulullah bir gün hastalandı. Yatağının içinde dönmeye başladı. Ben kendisine, 'Eğer bu hastalık içimizden birisine gelseydi, çok şikâyet ederdik' dedim. Bunun üzerine Resul-i Ekrem şöyle buyurdu:
  • "Şunu unutma ki, mü'minler birtakım sıkıntılarla karşı karşıya gelirler. Ayağına bir diken batan veya bedenine bir ağrı giren mü'minin başına gelen bu sıkıntı dolayısıyla Allah bir günahını affeder ve âhiretteki makamını bir derece yükseltir."
  • Peygamberimiz en dayanılmaz musibetlere uğradığı gibi, en büyük ve ulvi nimetlere de kavuşmuştu. Cenab-ı Hak kendisini âlemlere rahmet olarak göndermiş, kâinatın efendisi yapmış, bütün peygamberlere sultan, evliyalara rehber, mü'minlere eşsiz bir örnek kılmıştır. Kendisine muhatap seçerek yüce kelâmını ona vahyetmiş, kısa zamanda dâvasında başarılı kılarak düşmanlarına galip getirmiş, yaymaya çalıştığı hak dini dünyaya yayılmış, kıyamete kadar hükmünü geçerli kılmıştır. Bunun gibi daha sayamayacağımız pekçok nimete kavuşturmuştur.
  • Cenab-ı Hak, Peygamberimizi bütün günah ve kusurlardan temiz ve uzak olarak yaratmıştır. Geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır. Böyle olduğu halde, Peygamberimiz devamlı şükür içinde bulunurdu.
  • Bir gece sabaha kadar namaz kılmış, gözyaşı dökmüştü. Peygamberimizi bu halde gören aziz hanımı Hz. Âişe:
  • "Ya Resulallah, niçin kendinizi bu kadar yoruyorsunuz? Geçmiş ve gelecek günahlarınız—yok ya—affedilmedi mi?" deyince, Peygamberimiz şu karşılığı verdi: "Yâ Âişe, Allah'a şükredici bir kul olmayayım mı?" Evet, o Allah'a gerçek manada şükreden yüce bir insandı. Sevinçli bir haber duyduğu zaman hemen şükür secdesine varır, Rabbine olan minnetini bildirirdi.
  • Dünyada iken Cennetle müjdelenen Hz. Abdurrahman bin Avf anlatıyor:
  • "Bir seferinde Resulullah odasına doğru gitti ve içeri girer girmez kıbleye karşı dönüp secdeye vardı. Secdeyi o kadar uzattı ki, Allah secdede ruhunu aldı sandım. Hemen yanına yaklaşıp oturdum. Başını kaldırdı.
  • "Kimsin?" dedi.
  • "Abdurrahman" dedim.
  • "Ne var?"
  • "Ey Allah'ın Resulü, öyle bir secde yaptınız ki, Allah'ın secdede ruhunuzu almış olmasından korktum" dedim.
  • "Resul-i Ekrem şöyle konuştu:
  • "Cebrail bana gelerek Allah'ın şöyle buyurduğunu müjdeledi: 'Kim sana salât ve selâm getirirse, Ben ona rahmet ederim.' Bunun üzerine ben de Allah'a şükür secdesinde bulundum."
  • Peygamberimiz hasta veya sakat birisini görünce Allah'ın kendisine ihsan etmiş olduğu sağlık için şükrünü dile getirmek üzere yine secdeye varırdı.
  • Abdullah bin Ömer'in anlattığına göre, Peygamberimiz bir gün yatalak bir hastaya uğradı. Onun hâlini görünce hemen bineğinden indi, Allah için secde etti. Hz. Ebû Bekir uğradı, o da inip secde etti; Hz. Ömer de aynı şekilde secdeye vardı.
  • Peygamberimizin mübarek dilinden "Elhamdülillah" zikri düşmezdi. Bu kelime tam manâsıyla Allah'ın ihsan ettiği nimetlere şükrün bir ifadesiydi.
  • Hz. Ali anlatıyor: Resulullah yakınlarından birisini orduya katarak savaşa gönderdi. Şöyle dua etti:
  • "Allah'ım eğer onları sağ salim döndürürsen Sana lâyıkıyla şükretmek bana borç olsun" buyurdu.
  • Çok geçmeden savaş bitti, onlar da sağ olarak döndüler. Resulullah, onları görünce, "Allah'ım, nimetlerini bollaştırdığın için Sana hamd olsun" dedi.
  • Bunun üzerine ben, "Ya Resulallah, siz, eğer onları sağ salim döndürürse Allah'a layıkı üzere şükretmek bana borç olsun, dememiş miydiniz?" dedim. Peygamberimiz "Yapmadım mı?" buyurdu. "Allah'a hamdolsun" anlamına gelen "Elhamdülillah" kelimesi Allah'a şükrün tam bir ifadesi sayılıyordu.

-- Hazırlayan: Maliki Alioğlu /// www.dersimizdin.org --

Üye Ol
 
Kullanıcı Girişi
 Hoşgeldin, Misafir

Üye Adı:
Şifre:
G. Kodu: G. Kodu
Kodu giriniz:
(Kayıt Ol)
Kastamonu
 
Kastamonu Valiliği
Kastamonu MEM
Kastamonu Belediyesi
Merkez Ortaokulu
Kastamonu İlkhaber
Nasrullah Gazetesi
Kastamonu Postası
Kastamonu Doğrusöz
Kastamonu Açıksöz
Kastamonu Gazetesi
Kastamonu Güncel
Kastamonudan Haber
Kastamonu Satranç
Ziyaretçi Sayacı
 
Pazartesi168
Salı153
Çarşamba140
Perşembe133
Cuma142
Cumartesi132
Pazar70
Toplam:160647
En Çok:663
Toplam Giriş
 
Şu ana kadar
685119
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Temmuz 2016
Webmaster : Maliki ALİOĞLU Bu sitenin tüm hakları Maliki Alioğlu"na aittir. En iyi görüntü için 1024x768 pixel tercih edin.
Sitenin yayına başlama tarihi : Ağustos 2007 Her Hakkı Saklıdır...
Bu sitede kesinlikle ticari bir amaç yoktur.


Web sitemiz PHP-Nuke (© 2004) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.