ANA SAYFA
4. SINIF BELGELERİ
5. SINIF BELGELERİ
6. SINIF BELGELERİ
7. SINIF BELGELERİ
8. SINIF BELGELERİ
İNTERAKTİF BULMACALAR
DİN KÜLTÜRÜ AFİŞLER
SİSTEMDEN ÇIKIŞ
Ana Menu
 
Ana Sayfa
Afişler
Anlat(a)biliyorum
Büyük Risk
Din Dersi Siteleri
Din Kültürü
Dosyalar
Downloads
Dua Ayeteri
Efendimizin Ahlakı
Efendimizin Hayatı
E-Kabul Oyunu
Esmaül Hüsna
Flash Dosyalar 4
Flash Dosyalar 5
Flash Dosyalar 6
Flash Dosyalar 7
Flash Dosyalar 8
Güzel Sözler
İnteraktif Bulmaca
Peygamberler Tarihi
Sınavlar
Tanıyalım
Teog Ders Notları
Teog Sorular
Bizi Tavsiye Et
İletişim
Hesabınız
Sistemden Çıkış
Tavsiye Linkler
 
  MEB
  EBA
  E-Okul
  Mebbis
  E-Devlet
  Egitim.gov.tr
  Meb Mevzuat
  Tebliğler Dergisi
  Öğretim Programları
  E-Mevzuat
  Resmi Gazete
  Ölçme Değerlendirme
  Diyanet İşleri Başk.
  Diyanet Mushaf
  Diyanet Kuran
  Diyanet Namaz
  Kuran Meali
  OSYM Gis
  OSYM
  Augis
  Türk Dil Kurumu
HZ. PEYGAMBER (SAV)'İN ÖRNEK AHLAKI
HZ. PEYGAMBER (SAV)'İN ÖRNEK AHLAKI
Hz. Peygamber Devri Kronolojisi
Mekke Dönemi
/ Medine Dönemi

PEYGAMBERİMİZİN VAKARl VE SÜKÛTU

  • Vakar; ağırbaşlılık, temkinli davranmak, ciddi, haysiyet sahibi olmak anlamına gelir ki, kibir, gurur ve bencillik gibi kötü huylardan farklıdır.
  • Vakar, imandan gelen bir ciddiyet ve ağırbaşlılık iken, gurur, imandaki zaafın bir neticesi olarak görülür. Mesela bir idarecinin makamındaki ciddi olması vakar sayılırken, aynı ciddiyeti evinde sürdürmesi şefkata, merhamete, samimiyet ve içtenliğe aykırı düşer.
  • Peygamberimiz son derece vakarlı, ciddi ve izzet sahibi idi. Onun peygamberlik vakarı, görene önce bir ürperti ve korku verir, fakat daha sonra onun ne kadar şefkatli bir insan olduğunun farkına varırdı. Peygamberlik gibi yüce bir görevi omuzlayan insanın, etrafında bulunan binlerce Müslümana hak ve hakikat dersi veren bir insanın ciddi ve vakarlı olması kadar tabii bir şey yoktur. Zaten vakar, peygamberliğin en önemli özelliklerinden birisi olarak belirtilmektedir.
  • Peygamberimiz ciddiyete zarar veren hareketlerde bulunmazdı. Onun konuşması hikmetle doluydu. Boş ve lüzumsuz sözler söylemezdi. Dedikodu yapmaz; kimsenin aleyhinde bulunmadığı gibi, başkalarını o halde görürse de engel olurdu.
  • Gülmesi sadece tebessümdü. Sadece gülümserdi. Gözlerinin içi gülerdi, yüzü ışıl ışıl olurdu, Tatlı ve şirin bir durum alırdı. Sesli olarak gülmez, kahkaha atmazdı. Hoşuna giden bir şey olur veya sevindirici bir haber duyarsa, sadece dişleri görünür ve inci gibi parlardı.
  • Peygamberimizin oturuşu da gayet vakarlı idi. Oturduğu zaman cübbesiyle ayaklarını ve dizlerini örter, elleriyle kendisine çekidüzen verirdi. Başkalarını rahatsız edecek veya üzecek hareketlerde hiçbir zaman bulunmazdı. Çoğunlukla bağdaş kurarak veya dizüstü otururdu. Sağa sola yayılmaz, ayaklarım uzatmazdı. Özellikle kıbleye hiç uzatmazdı.
  • Peygamberimizin yürümesi de vakurdu. Sağa sola bakışlarını salmaz, karşıya bakarak sert, fakat mütevazı adımlarla yürürdü. Yürüyüşü yüksekten akan suyu andırırdı.
  • Kısaca, Peygamberimiz konuşmasında, susmasında, oturmasında, yürümesinde, ibadetinde ve bütün yaşayışında vakur bir insandı.
  • Peygamberimizin halinde sükût, yani sessizlik hakimdi. Sükûtu çok sever, ihtiyaç olmadan konuşmazdı. Güzel konuşmayan veya konuşurken edep ve terbiyeye uymayan kişiden yüzünü çevirirdi.
  • Sahabîlere, "Resulullahla sohbet eder miydiniz?" diye sorduklarında, onlar, "Evet, fakat o çok az konuşurdu" şeklinde cevap verirlerdi.
  • Peygamberimiz konuşsa dahi az ve öz konuşur, lüzumsuz lakırdı yapmazdı.
  • Ebû Mâlik, babasından Peygamberimizin konuşması ve susması ile ilgili gördüklerini şöyle anlatıyor:
  • "Biz çocukken Resulullahın (a.s.m) meclisinde otururduk. Ben ondan daha az konuşan hiçbir kimse görmedim. Bazı Sahabîler konuşup da sözü uzattıkları zaman tebessüm ederdi."
  • Peygamberimizin üvey evladı Hind ise, Peygamberimizin sükûtunu şu şekilde anlatır:
  • "Onun sükûtu dört şekilde olurdu:
  • "Söylenenlere karşı tahammül ve sabrederek, başkalarına sataşmaktan kaçınmak için, başkalarından hoşuna giden bir hareket görürse takdir manasında ve tefekkür için susardı."
  • Sükûtu, bedene kolay ve hafif gelen bir ibadet olarak vasıflandıran Peygamberimiz, bir meselenin mahiyetini bilmeden peşin fikirle konuşan kimseleri de ikaz ederdi.
  • Yine Peygamberimiz, Sahabîlerin sorusu üzerine cihat, oruç ve zekâttan sonra en hayırlı ibadetin sükût olduğunu bildirerek, şöyle buyuruyordu: "Susmak, konuşunca da hayır konuşmak." Muaz bin Cebel'in, "Dilimizin söylediklerinden mes'ul olur muyuz?" demesi üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu:
  • "insanları Cehenneme yüzüstü düşürecek olan şey, dillerinden başkası değildir. Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin, ya da sussun. Hayır konuşun, faydalanın, kötü konuşmayın ki, selâmette olasınız."
  • Yerinde konuşmanın, boş yere söz söylememenin önemini her fırsatta Peygamberimiz bildirmektedir. Bazen de Sahabîlerin sorusu üzerine bu meseleye dikkatimizi çekmektedir.
  • Ubade bin Samit anlatıyor:
  • Bir gün Peygamber Efendimiz bineğine binerek Sahabîleri ile birlikte bir yolculuğa çıktı. Sahabîlerden hiçbiri onun önüne geçmiyor, hep sağında ve solunda yürüyorlardı. Muaz bin Cebel sordu:
  • "Yâ Resulallah! Allah'tan bizim günümüzü sizin gününüzden önce getirmesini dilerim. Allah o günü bize göstermesin. Şayet size bir şey olursa sizden sonra hangi amelleri yapmamızı tavsiye edersiniz?"
  • Peygamber Efendimiz:
  • "Allah yolunda cihada devam ediniz."
  • Muaz:
  • "Anam babam size feda olsun."
  • Peygamber Efendimiz:
  • "Allah yolunda cihad çok iyi bir şeydir. Fakat bugünkü insanlar için ondan daha önemli bir şey vardır."
  • Muaz:
  • "Ondan daha önemli şey herhalde oruç tutmak ve sadaka vermektir."
  • Peygamber Efendimiz:
  • "Oruçla sadaka elbette iyi şeylerdir. Fakat onlardan daha önemli bir şey vardır."
  • Bunun üzerine Muaz iyi bildiği bütün şeyleri sırasıyla söyledi. Peygamberimiz hepsine de:
  • "Daha önemli bir şey vardır" diye cevap verdi.
  • Sonunda Muaz:
  • "Öyleyse yâ Resulallah açıklayın bize. O önemli olan şey nedir?"
  • Peygamber Efendimiz dilini göstererek:
  • "Bununla, iyilikten başka hiçbir şey söylememektir" buyurdular.

-- Hazırlayan: Maliki Alioğlu /// www.dersimizdin.org --

Üye Ol
 
Kullanıcı Girişi
 Hoşgeldin, Misafir

Üye Adı:
Şifre:
G. Kodu: G. Kodu
Kodu giriniz:
(Kayıt Ol)
Kastamonu
 
Kastamonu Valiliği
Kastamonu MEM
Kastamonu Belediyesi
Merkez Ortaokulu
Kastamonu İlkhaber
Nasrullah Gazetesi
Kastamonu Postası
Kastamonu Doğrusöz
Kastamonu Açıksöz
Kastamonu Gazetesi
Kastamonu Güncel
Kastamonudan Haber
Kastamonu Satranç
Ziyaretçi Sayacı
 
Pazartesi168
Salı153
Çarşamba140
Perşembe133
Cuma142
Cumartesi132
Pazar68
Toplam:160645
En Çok:663
Toplam Giriş
 
Şu ana kadar
685090
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Temmuz 2016
Webmaster : Maliki ALİOĞLU Bu sitenin tüm hakları Maliki Alioğlu"na aittir. En iyi görüntü için 1024x768 pixel tercih edin.
Sitenin yayına başlama tarihi : Ağustos 2007 Her Hakkı Saklıdır...
Bu sitede kesinlikle ticari bir amaç yoktur.


Web sitemiz PHP-Nuke (© 2004) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.